Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Çöpler & Köpekler – Fragman

Kot Farkı

Bir apartman dairesinde tek başına yaşayan edebiyat öğretmeni Şemsettin, aynı apartmanın üst katında yaşayan Doktor Alev hanıma aşık olur fakat bir türlü açılamaz. Sürekli şiirler yazıp Alev hanımın kapısına bırakır. Bu arada Şemsettin’in köydeki ailesi, düzenli olarak gönderdikleri erzak kolisinin içinde Şemsettin’e köyden buldukları bir kızın fotoğrafını gönderirler. Ara sıra Şemsettin’i ziyarete gelen kuzeni Nejdet koliyle gönderilen fotoğrafı yakalar ve iki kuzen arasında bir çekişme başlar.

Bayram C.

Bayram bir deri ceketle yaşadığı gecekonduya gelir. Sabahtan kalan bulaşıkları yıkar, sonra ceketi denemek için içeri gider. Kıyafetlerini giyer, güneş gözlüğünü takar ve artık o hayalindeki karakterin ta kendisidir. Ertesi gün katılacağı yetenek yarışması Bayram’ın hayallerini gerçekleştirebilmesi için eline geçen en büyük fırsattır.

Suda Ölür Bu Çiçekler

Samet askerden yeni gelmiştir, işsizdir. Askere gitmeden önce sevdiği kızdan ayrılmış, askerden döndükten sonra bir ümitle tekrar buluşmak istemiştir. Kız kararlıdır, Samet’in yüzüne bile bakmaz ve masadan kalkar gider, Samet’in kıza aldığı çiçeklerde elinde kalır. Samet iş aramaktan arta kalan zamanlarında mahalledeki kıraathanede, mahallenin abileriyle oturur, onların anlattıklarını dinler. Onların anlattıkları aslında Samet’in hikayesidir, Ankara’da bir gecekondu mahallesi ve gecekondu insanlarının küçük hikayeleri.

ulaş temur sinema (1)

Akşam olmuştur, usta gider, dükkan camında fiyakalı ledlerden rengarenk bir gökyüzü yaratılmıştır.  İç ışıkları kapatır elektrikçi çırağı. Teybin “play” tuşuna basar, “Müslüm Gürses” bir şeyler söylemektedir. Ne söylediğini bilemeyiz, o onların arasındadır. İkinci kattaki bir daireye bakar sürekli çırak. Tül perde arada kıpırdar, bazı gölgeler belirir, biri saçlarını toplar, gayet ev halidir, ancak çırak bambaşka bir haldedir… Dokunma duyusu biraz içerlere kaymıştır. Perdeden her gölge belirişte, her ses, her tıkırdayış dokunur oraya, ya da deler… Çok arabesk sandığınız şeyler o dünyadan tanımlanamasa da tarifi ileri derecede imgesel bir şeydir.

Okumaya Devam »

İletişimin Resmi Olmayan Tarihi

devekusu-kabare

Biz yek tasarım limonata rezervuarlarını belediyenin dağıttığını sanırken, bir dondurma makinesi markası sanki kamu üretimi gibi yayılmış, reklamdan çıkıp, otomatik algıya dönüşmüştü. Böyle bir dönemde, reklam diye televizyonda komik tanıtımlar izliyorduk ve bankerler de yeni gelişen para piyasalarının güvenilir ajanlarıydı. Televizyon yayını siyah beyaz iken, büyük şehirlerde binaların üstlerine büyük renkli resimler vardı; “Bira reklamları”. O da zaten meyhaneye gidecek adamın hiç bakmadığı ve baksa da etkilenmediği bir şeydi, hedef kitle değildi ki, adam zaten güzel içiyordu!

Okumaya Devam »

Bakış Açısı

Okumaya Devam »

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.