Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘ankara’

SOBC Afis (50-70)

Reklamlar

Read Full Post »

Samet askerden yeni gelmiştir, işsizdir. Askere gitmeden önce sevdiği kızdan ayrılmış, askerden döndükten sonra bir ümitle tekrar buluşmak istemiştir. Kız kararlıdır, Samet’in yüzüne bile bakmaz ve masadan kalkar gider, Samet’in kıza aldığı çiçeklerde elinde kalır. Samet iş aramaktan arta kalan zamanlarında mahalledeki kıraathanede, mahallenin abileriyle oturur, onların anlattıklarını dinler. Onların anlattıkları aslında Samet’in hikayesidir, Ankara’da bir gecekondu mahallesi ve gecekondu insanlarının küçük hikayeleri.

Read Full Post »

Ankara-Sakarya Caddesi muhitinde bir barda ünlü bir grubun geldiği bir geceydi. Gittiğimizde program başlamıştı. Yerleştik ve aramızda tam bir şeyler fısıldaşırken bütün garsonlar yanımıza koştu, koşamayanlar da bize sus işareti yaptı. Giriş parası var ve içkiler de iki katı fiyatına, neyi pür dikkat dinlememiz gerekiyor? Sonra o garsonlardan birine buranın içkili bir yer olduğunu, konser salonu olmadığını, herkesin zaten muasır edep ve adap seviyesinde hareket ettiğini/edeceğini söyleyerek sanki birer askermişçesine bütün salonu uyarmaya kalkışmalarının nedenini sordum. Grubun gitaristi konuşana kızıyormuş! Hayatı idame noktasında şarttır oralara gelmek ve itibarla kaşlarını çatmak konuşana ama böyle anlık bekçilik ihtiyacı niye? Patron beklesin başımızda ya da doğrudan gitarist abimiz mahcup etsin bizi oturduğumuz yerden. Aslında otoriterizme düşkünlüğümüzün günlük ilişkilerde bile nasıl var olduğunun fotoğrafıdır bu… (daha&helliip;)

Read Full Post »


Amazonların diktiği fallizm kalıntılarının Anadolu’da mezar taşı zannedilerek üstüne mum dikilip dilek dilendiği rivayet olunur. Bu da başka bir şekilde hurafeye tapınma durumudur herhalde. Bir şehri ortadan ikiye bölme, başka bir şehrin ortasında fanus içinde yeni bir şehir yaratma projeleri son zamanlarda çok rağbet görmektedir ve iki kişiden birinin bu meselelere sonsuz ilgi alaka gösterdiği artık anlaşılmıştır. Muktedir olma ölçütü, gökdelen dikme, inşaat üretme yeteneği ile değerlendirilmektedir.
UFO gören masum köylü, “daş var mı daş?” derken Ankara’da uzay üssü kurulması projesine oy vermektedir. Arabası olmayan duble yola çok büyük hizmet gözüyle bakmakta, sağlığın özelleştirilmesi bütün özel hastanelere gidebilme hakkı ve sadece kuyruk beklememe, ayakta durmama rahatlığıyla özdeşleştirilebilmektedir. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Bir söyleşisinde Abdullah Nefes şöyle demişti: Şiirde Ankara etkisi diye bir şey vardır. O zamanlar dayakçı komiser diye adı çıkmış olan Arap Cemal’in oğlu “Kalın Türk” İsmet Özel şiirle Ankara’da tanışmıştır. Sezai Karakoç’un, Cemal Süreya’nın şiirlerinde Ankara’nın etkisi yadsınamaz. Oysa biz hep İstanbul’u özdeşleştiririz şiirle. Her tepesine ayrı şiir yazılan, “sade bir semtini sevmek bile bir ömre bedel” olan orasıdır.

“İnsan memleketini niye sever? Başka çaresi yoktur da ondan” diyordu Vizontele’de belediye başkanı. Çaresizlik bir memleketi sevmek için gerekçe olabilir, o şehrin özgürlüğünüzün başkenti olması da sevdirebilir o şehri size. Bir şehri niye sever, niye görmek ister insan? Işıklı parklarını görmeye gelmez veya sonradan yapılmış kitsch binaları da değildir bir şehri görülesi yapan. Her şeyi bir arada temsil etmesi için kurgulanmış, hem misket havasını, hem Ankara kedisini, hem seğmeni tanımlasın diye ucubeleştirilmiş maskotlar da o şehri görülesi yapamaz. (daha&helliip;)

Read Full Post »