Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘kutay yeşilöz’

Saygıdeğer Elif Hanım,
Dün gece biraz geç yattığımdan, bu gün öğlene kadar uyudum. Gazete almaya üşendim için gündemi internetten takip etmeye karar verdim. Birkaç “klasik” gündem başlığı okuduktan sonra hakkınızda yapılmış haberi gördüm. Aslına bakarsanız Elif Hanım, sizinle ilgili bir haberin bu denli dikkatimi çekmesine şaşırıyorum şu anda. Ancak haberin başlığı dikkat kesilmeyecek gibi değildi; “Elif Şafak’ın ‘İskender’i çıkmadan 165 bin sattı.”
Söyleyin Elif Hanım, siz olsanız okumaz mısınız? Okursunuz tabi ki. Bir röportajınızda evliliğinizle ilgili bir habere sinirlendiğinizi uzun uzun anlatıp, sonuç olarak da efsanevi, kitleleri peşinizden sürükleyecek şu cümleyi sarf etmediniz mi?

“Bunlarla uğraşacağıma oturup kitap okurum.” (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

Eşik (2010)


Yönetmen: Kutay Yeşilöz
Senaryo: Xaqani Hass
Oyuncular: Barış Küçük, Özlem Işıklı
Görüntü Yönetmeni: Özcan Onur Şanda
Yönetmen Yardımcısı: Ulaş Temur
Kurgu
: Özcan Onur Şanda
Set Asistanı: Eren Yıldırım
Teşekkürler: Zerrin Yeşilöz, Cavide Olgaç, Abdullah Baş, Yücel Ünlü, İtfaiye Meydanı Esnafı

Read Full Post »

“Atlet” isimli yazımızın açtığı yoldan ilerleyelim. Sinemada açık bırakılan ya da açık kalan kapının zihindeki algısı, bir tehlikenin varlığından ibarettir. Tabi bu, açık kapı görüntüsünü izleyecek diğer görüntülerle de doğrudan ilişkilidir. “Kapılar” filminde ise bu algı tamamen yerle bir ediliyor. Açık bir sokak kapısının ardından gördüğümüz ve göreceklerimizin teminatı olan, kim bilir hangi cam üreticisinin hangi amaçla ama mutlaka çok estetik bir fikir olarak ürettiği rengarenk banyo camı zihnimizi erotik seslerle zorluyor. Tıpkı kravattaki İskender lekesinin zihnimizi zorladığı gibi.

Sevdiği kız İskender söyledi diye kendisine de İskender isteyen, lakin devamlı yan yana oturmanın ve bu anlarda zihnine hakim olan, yaşadığı o yoğun erotizmin muhtemel heyecanıyla İskenderi kravatına döken bir adam… Toplumda ait olduğu yeri kendisi de tanımlayamayan, nereli olduğunu bile bilmeyen iş arkadaşlarıyla sinemaya gitmeyip hemşerisi kapıcı İhsan’la dertleşen (kendi deyimiyle teknisyen İhsan), kapısını açık bırakmaktan çekinmeyen ancak orta sınıf paranoyasını yaşayan, bu anlamda genelleşip bir arketip oluşturan, “ Kapılar” filminin orta sınıf mensubu anti-kahramanından söz ediyoruz. (daha&helliip;)

Read Full Post »

KAPILAR filmini izlemek için tıklayın!

Pembe panjurlar mutlu bir yuvaya, kapkara bıyık kötü adama, şemsiye ile yürüyen yaşlı adam gizli bilgeliğe, uzun tırnaklar bir vamp kadının kapanına delalet eder ve sinemanın bu semboller dünyasında aklımız otomatik çalışır. “Kapılar” filminin değişik yönlerinden bir tanesi atlet simgesinin kullanımı, ilginç sosyolojik alt okumaları ile yaşam biçimlerinin çeşitliliğine yaptığı vurgu olabilir. İlk izlendiğinde gözden kaçabilecek bu kostümün aslında önemli bir görevi var gibi filmde. Nedir atlet?

Beyaz atlet, Hollywood’a Marlon Brando ile girmiş. Daha sonra James Dean ile özdeşleşmiş ve popülerliğini onunla kazanmış. Amerikan dizilerinde ve filmlerinde, “müfettiş” ya da “dedektif” denilen, başına buyruk, parayla laubali olmayan, yalnız ama işinde kabiliyetli, kızların gözdesi adamların ev kıyafetiydi atlet. Bu yıllarca alt belleğe işlemiş başka bir fotoğraftı. O iyi ve gizemli adamlar eve geldiklerinde giyerdi bu kostümü, hatta buzdolabından bira da alırlardı hemen! (“Kapılar filmindeki gibi!) Bir ipucundan çıkıp bütün cinayeti çözerken ya da aniden çalan kapı ile gelen güzel bir kadının şuh bakışını karşılarlarken üzerlerinde olurdu. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Belki de Kardeşim Likya filminde kahramanımızın çekirdek satan halini de anlatmalıydık geçmişe ilişkin olarak… Ama o zaman çekirdek satan bir çocuğa meydanda sempati duyan “şöhretli dizi oyuncusunun” o anda insanların görmek istediği (ve zaten gördüğü) şiirsel bir görüntü yaratmasının sömürdüğü duyguları eleştiremezdik. O yüzden bu sıcak Akdeniz/Aşk imgesini biraz ters yüz etmeye çalıştık. Kardeşim Likya filminde Kaş’ta bir güzelleme yapmamaya çalıştık. (daha&helliip;)

Read Full Post »

“Kardeşim Likya” filminin öncesinde, oluşum sürecinde ve sonrasında Kaş ile yoğun temaslarımız oldu. Düşünsel olarak epey bir etkileşime girdik. Tüm bu süreç boyunca notlarımızı karıştırdığımızda Kaş’ın bir profilini çıkarmaya ve sosyal yapısını ele almaya biraz yetkinleştik. Aynı zamanda Türkiye’nin dönüşümü ile Kaş’ın dönüşümü arasındaki alegoriyi ortaya koyma cesaretimiz de belirdi. Biz kıyı bölgelerine özgü kentleşme sürecine, sosyo-ekonomik açılımları ile bakmaya, en azından bir alt başlık olarak “göç”ü ve “tersine göçü” kabaca ele almaya çalıştık. (daha&helliip;)

Read Full Post »