Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘vitrin’

Paranın hiç bir şeye saygısı yoktur, en kutsal olanlar da dahil…”

Karl Marx

Tarihte önemli kırılmalardan biri Newton’un sadece birkaç değişkenle bütün evreni açıklayan yasayı bulmuş olmasıdır. Kütle ve yerçekimi yani, her şeyi açıklar. Buna benzer şekilde, Adam Smith de rekabet ve işbölümü önermiştir ulusların zenginliğine. Yani 18. yüzyılda gelişen pozitivizm, pozitif bilimler ile sosyal bilimler arasındaki metot farklılaşmasını azaltmıştır. Ama bundan daha ötesi, yeni bilimsel gelişmeler, dogmaya karşı bir yıkım yaratmış ve ilerleme fikri güçlenmiştir. Bütün dünyanın, bütün evrenin işleyişini bilmek, ona yakınlaşmak için müthiş bir bilimsel açlık çağı da başlamıştır.

Bu dönemde Marx, Darwin’in çalışmalarını tarihteki sınıf mücadelesinin doğa bilimlerindeki temeli olarak görmüş ve ‘Das Kapital’i, “Darwin’e, gerçek bir hayranı olan Karl Marx’tan” ibaresiyle imzalayıp, hediye etmiştir. Engels de, Darwin’i doğanın metafizik değil, diyalektik işlediğinin kanıtlayan adam olarak karşılamıştır.

Ancak bugün hakim iktisat paradigması, içine Marx’ı da koyarak o dönemde tüm sosyal bilimcilerin birkaç yasa ile toplumdaki gelişmeleri ve geleceği açıklama hevesinin bilimsel bilgi üretmediğini ve ayrıca kendi anlayışları içinde “tarihçilik” olmadan sosyal bilim yapılamayacağı iddiasını ileri sürmektedir. Ya da başka bir deyişle; tarihin “contingent” yönü vurgulanır ve tarihin biricikliği hasebiyle sosyal bilimlerde bilimsel bir metodun geliştirilemeyeceği savlanır.

Ancak neredeyse ayrı bir bilim anlayışı ortaya koyan Marx’ın bu dönemdeki “Klasik İktisatçı”lardan tamamen ayrı tutulması gerekir. Çünkü gelişim ve değişimin ipuçlarını ortaya koyan, dinamik bir teorinin ve belki bilimsel bir yöntemin yaratıcısı Marx, kesinlikle donuk bir teori geliştirmemiştir. Marx, Smith, Ricardo, Malthus gibi Klasik İktisatçılara nazaran kıyaslanmayacak düzeyde farklı bir bakış açısı koymuştur ortaya. Ancak, soğuk ideolojik savaş gereği, kitlelerin gözünde manipüle edilmiş ve insanlığın sosyalizm adına var ettiği tüm tarihsel birikim ve değer de yok sayılmıştır. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Mevsim dönümlerinde mağaza vitrinlerinde vitrinleri yenileyen, ayakkabılarını çıkarıp çorapla vitrine girmiş insanlar görürüz. Garipsenecek bir görüntüdür aslında, bir insanın vitrinde olması fikri tuhaf gelir insana. Oysa hepimiz bir vitrinin içinde ya da önündeyiz artık. Çünkü her şey vitrine konabilir, bunun önünde hiçbir hukuksal engel yok. Vitrine konulan kırmızı bir elbise veya fiyonklu bir pabuç olabileceği gibi duygularınız, hayalleriniz, düşünceleriniz, özlemleriniz de olabilir. Hatta kutsadığınız herhangi bir değer, cefakar bir anne de olabilir vitrindeki.

Vitrinin hep kadınla özdeşleştirilmesi kadınların daha çok alışveriş yapmasına, ya da kadının daha estetik bir varlık olmasına bağlanır, bu yüzdendir kadın meta olarak daha çok kabul görür! Son yıllarda erkek cinsinin de feminen karakteri (metroseksüel olma meselesinden bahsediyorum) onu da pazara daha uygun bir meta haline getirmiştir. Vitrin için cinsiyet fark etmez, o biseksüeldir, önüne geleni pazarlar. İçini nasıl doldurduğunuza bağlıdır. Güzelliği de kalıba döker, sıfır bedeni pazarlar, insanlar o kalıba girmek için anoreksik olurlar. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Vitrin (2010)


Yönetmen: Ulaş Temur
Senaryo: Ulaş Temur
Oyuncular: Füsun Akay, Deniz Demir, Nesimi Kaygusuz, Karden Çelik, Çağıl Tamgüler, Ayşe Durak, Burcu Akpınarcı
Yardımcı Yönetmen: Kutay Yeşilöz
Görüntü Yönetmeni: Hamit Annak
Sanat Yönetmeni: Şebnem Cirit
Kurgu Sorumlusu: Burak Kum
Kurgu: Kutay Yeşilöz
Yönetmen Asistanı: Fulya Öshan
Kamera: Özcan Onur Şanda
Işık: Fırat Yeğen
Cast Direktörü: Nesimi Kaygusuz, Harun Güzeloğlu
Set Fotoğrafçısı: Erkan İşler
Teşekkürler: Mehmet Akay, Zeynep Üstünipek, Nursel Durmuşlu, Annem Kayseri Mantıcısı, Inn Cafe Bar, Malltepe Park AVM

Read Full Post »